Bilim Dünyasındaki 5 Yeni Gelişme

14 Eylül 2021

O Günlere Geldik: Uçan Arabalar Artık Aramızda

Bir Ar-Ge şirketinin geliştirdiği uçan araba, Slovakya’daki havaalanları arasında 35 dakikalık bir uçuş gerçekleştirdi. Bu harika gelişme sayesinde belki de yeni bir sektör oluşacak. AirCar‘ı geliştiren Klein Vision‘ın kurucu ortağı ve danışmanı Anton Zajac, BBC News‘e verdiği demeçte, “Yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nden yaklaşık 40.000 araç siparişi var.” diyor. Bu siparişlerden sadece %5’i için uçak formunu, uçan araba formuyla değiştirirlerse büyük bir pazar oluşturabileceklerinden bahsediyor. 

Bir havacılık elektroniği uzmanının “Bugatti Veyron ve Cessna 172’nin aşk çocuğu” olarak tanımladığı AirCar, sürücünün arkasında duran sabit bir pervaneyi çalıştırmak için normal benzinli 160 beygir gücünde bir BMW motoru kullanıyor. Araç iki yolcu taşıyabiliyor ve saatte 190 km seyir hızında, 2500 m yükseklikte 965 km menzilde uçabiliyor. Pist kalkışı için kanatların açılması ise iki dakikadan sadece biraz fazla sürüyor.

Kanalın Doğru Tarafı

MIT spinout Suono Bio‘daki bilim insanları, mide-bağırsak kanalında ilaçları daha etkili bir şekilde iletmek için ultrason teknolojisini kullanıyor. Bu kanal yolu çok uzun olduğu ve kişiye göre değişiklik gösterdiği için doktorlar doğru dozu ayarlamakta zorlanabiliyorlar. Bunun sonucunda da tedaviler invaziv olabiliyor ya da saatler sürebiliyor. 

Suono Bio‘nun ilk klinik programı, crohn hastalığı ile birlikte tahmini 3 milyon Amerikalıyı etkileyen inflamatuar bir bağırsak hastalığı olan ülseratif koliti üzerine çalışmalar yapıyor. Suono Bio‘nun kurucu ortağı ve teknolojiden sorumlu başkanı Carl Schoellhammer, ülseratif koliti için üzerinde çalışılan ilacın, “çok acil bir klinik sorunu potansiyel olarak çözebileceğimiz ve birçok hasta için çok şey yapabileceğimiz bir kavramın kanıtı olduğunu” söylüyor. 

Üzerinde çalışılan platform, tüm mide-bağırsak yolu boyunca çalışacak şekilde tasarlandığından, araştırmacılar bir gün kanserler de dahil olmak üzere birçok hastalığı daha kesin ve etkili bir şekilde tedavi edeceğini umuyorlar. 

Boşluğun Arkasında 

Bir Stanford astrofizikçisi, kara deliklerden birinin arkasında muhtemelen evreni anlamamızda çok önemli değişiklik yaratacak ışık parlamaları gözlemledi. Zamanında, Einstein‘ın görelilik teorisi kara deliklerin arkasında ışık olabileceğini öne sürmüştü; ancak bu hiçbir zaman kanıtlanamadı. Aslında bu fikir, kara deliklerin nasıl çalıştığına dair düşüncelerimize aykırı. Nature dergisinde yayınlanan yeni bulgular üzerine bir makalenin ortak yazarı olan Roger Blandford, “Elli yıl önce, astrofizikçiler manyetik alanın bir kara deliğin yakınında nasıl olduğu hakkında spekülasyon yapmaya başladığında, bir gün bunun doğrudan olabileceğini bilmiyorlardı.” diyor.

Keşfi yapan astrofizikçi Dan Wilkins, bazı kara deliklerin etrafında dönen X-ışını ışığının parlamaları olan haleleri inceliyordu. Wilkins ışık parlamasına daha yakından baktığında bir dizi daha küçük parlama gördü ve bunların deliğin arkasından yansıyan aynı X-ışınlarından geldiklerini belirledi. Wilkins, “Bunu görebilmemizin nedeni: O kara deliğin uzayı bükmesi, ışığı bükmesi ve kendi etrafındaki manyetik alanları bükmesi.” diyor. 

Baskı Altyapısı

İngiltere HS2 adı verilen yüksek hızlı demir yolu ağının betonlarında 3B baskı robotlarından faydalanacak. Global Railway Review‘e göre; yeni sürecin maliyetleri düşürmesi, daha çevre dostu olması ve toplumu daha az rahatsız etmesi bekleniyor. Karmaşık lojistik planlara ihtiyaç duyulursa esnek mobil teknoloji, fiziksel kısıtlamaları olan alanlara fayda sağlayabilecek. 

HS2‘nin inovasyon yöneticisi Rob Cairns, “Proje büyük altyapıların inşa edilme şeklini değiştirme potansiyeli olan teknolojiler geliştirmek için ideal bir zemin oluşturuyor.” diyor. Laboratuvar tabanlı 3B baskı yöntemlerine benzer şekilde; beton ince tabakalar halinde biriktiriliyor, hassas ve çok az atıklı yapılar oluşturuluyor. İnşaat sırasında beton, bir grafen kafesi (gelişmiş bir karbon malzemesi) ile güçlendirilerek, zorlu uygulamalar için standart betondan daha güçlü ve daha dayanıklı hale getiriliyor. 

Müteahhit SCS JV, süreç için icat ettiği terim olan “baskı altyapısı”nın, HS2‘nin malzeme taleplerini ve karbon emisyonlarını yarıya indirecek kadar azaltabileceğini söylüyor.

Baskı Altında İyi Performans Göstermek

New York ve Nevada’daki bilim insanlarından oluşan bir ekip, basınç altında iletken bir metale dönüşen ve sonra tekrar eski hâline dönen “yumuşak” bir yalıtım malzemesi geliştirdi. Elektrik yükünü aktarmanın bu yeni yöntemi, nispeten düşük gerilimle ve oda sıcaklığında çalışıyor, bu da onu elektronik uygulamalarda kullanılması için mükemmel kılıyor. Las Vegas, Nevada Üniversitesi‘nden ortak geliştirici Ashkan Salamat, malzemenin ileride yüksek teknolojili bilgi işlemde kullanılacağını umuyor. “Gerilim veya voltajdaki çok ama çok küçük bir permütasyonun, bir şeyi bir elektronik durumdan diğerine atlatabildiği bir mantık anahtarına veya yazma sabit diskine sahip olduğunuzu hayal edebilirsiniz.” diyen Salamat, flash belleğin yeni hali olabileceğini söylüyor.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir