Bilim Dünyasındaki 5 Yeni Gelişme

11 Kasım 2019

Bu haftaki yazımızda sizlerle paylaşacağımız ve özellikle global sağlık endüstrisini kapsayan gelişmeler, eminiz ki sizlerde farklı hisler uyandıracak. Şaşırmak, insanlık adına gurur duymak ve bilhassa heyecanlanmak bunlardan bazıları… O zaman sözü bilime ve bilimin ışığında insanlık adına bir ömrünü adayarak, sürekli araştırarak ve üreterek geçiren bilim insanlarına bırakıyoruz!

Giyilebilir Deri

İsviçreli bilim insanları tarafından geliştirilen, silikon ve elektrotlardan üretilen yumuşak dokulu giyilebilen cilt, dokunsal hisleri geri bildirimlerle tanımlayarak cildi giyen kişinin hareketlerine adapte edebiliyor.

“Neden böyle bir şey üretilsin ki?” dediğinizi duyar gibiyiz; öyle düşünmeyin, bu hassas ve bir o kadar yapay cilt, tıbbi rehabilitasyon ve artırılmış sanal gerçeklik gibi insan – bilgisayar iletişimine sahip yazılımlarda kullanılabilir. Öyle ki bu gelişme, araştırmacılar ve sağlık profesyonelleri için kapalı devre kontrolü sağlıyor, bu da kullanıcının hissettiği titreşim stimülasyonunu doğru ve güvenilir bir şekilde değiştirilebileceği anlamına geliyor. Giyilebilir uygulamalar için bu test aşaması süreci oldukça ideal görünüyor, ne dersiniz?

Üstün Temizlik

Minnesota Mayo Clinic’teki araştırmacılar, yaşlı ve çürüyen hücreleri insanların vücutlarından temizlemek için senolitik türü bir ilaç kullandılar. Bu, yaşlanma karşıtı geliştirilen tedavi yöntemlerinde oldukça umut verici bir ilerleme.

Yaşlı hücreler vücutta kalp hastalıklarından kırılganlığa, demansa sebebiyet verebilir; diyabet ve böbrek, karaciğer gibi kritik organların işlevlerini olumsuz yönde etkileyebilir. Senolitikler, yaşlanmadan ve kronik hastalıklardan etkilenen organlarda biriken ve hatalı işleyen hücrelere odaklanıyor. EBioMedicine’den James Kirkland, yayımlanan bir makalede geliştirdikleri senolitiklerin birden fazla hastalığı geciktirebileceğini, önleyebileceğini ya da tedavi edebileceğini söylüyor.

Bu Robotların İş Birliğinde “Ben” Yok!

Georgia Tech ve Northwestern Üniversitesi araştırmacıları, 3D üretimle tasarlanmış, birbirini tamamlayan “küçük akıllı cisim”lerden oluşan bir robot tasarladılar.

İşlemesi için takım çalışması gerektiren bu tip robotlar, karmaşık motor ve batarya sistemleriyle birlikte uyum içinde çalışabilecek birçok bileşene ihtiyaç duyarlar. Georgia Tech’ten Dan Goldman, bu tasarımı “Mekanik ve fizik yasalarının davranışına hakim olabilen ilkel robotlar.” olarak tanımlıyor. Bu küçük parçalar aslında sadece ince kollarını çalıştırırlar; ancak bunu birden fazla akıllı parçacık yaptığı için, bütününde “süper akıllı” ve kendi başına labirent sistemiyle hareket eden bir robotu oluştururlar. Araştırmacılar bu gelişmiş tasarımın detaylarını ilk kez Science Robotics’teki bir makalede tanıttılar.

Beyindeki Bağlantıları Görebilmek

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) araştırmacılar, sinaptik proteinleri yani beynin içerisindeki önemli bağlantıları görüntülemenin yeni bir yolunu buldular. Sinapslar, MIT’e göre “nörondan nörona mesajlar ileten bağlantılar” olarak tanımlanıyor. Beynimizde yüzlerce farklı proteinden oluşan trilyonlarca hücre bulunuyor; bu hücreler arası bağlantıları sağlayan ve hatalı işleyen sinapslar ise otizm, şizofreni ve Alzheimer gibi hastalıklara yol açıyor. MIT’den Mark Bathe, sinapslar ve hücreler arasında çok fazla değişken olduğu için çoklu görüntülemenin son derece önemli olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Farklı sinapsların alt popülasyonlarının neye benzediğini anlamak, yeni sinaps tipleri keşfetmek ve genetik varyasyonların onları nasıl etkilediğini anlamak için numunedeki proteinlere aynı anda bakmanız gerekir.”

Araştırmacılar, protein ve diğer moleküllerin bir DNA antikor probu ile etiketlendikleri, sonrasında ise floresan DNA molekülü ile bağlanıp görüntülendikleri DNA PAINT adlı bir yöntem geliştirdiler. Araştırmacılar bu tekniği, otizm ve şizofreninin de dâhil olduğu 12 farklı sinaptik proteini etiketlemek için kullandılar. Potansiyel olarak tüm dünyayı umutlandıran ve heyecanlandıran bir gelişme daha!


Yapay Zekâyı Tüm Kalbimizle Seviyoruz!

Surrey Üniversitesi
’ndeki araştırmacılar, sadece bir ham elektrokardiyografi (EKG) kullanarak konjestif kalp yetmezliğini yüzde 100 doğrulukla tespit edebilen bir yapay zekâ tipi geliştirdi. Konjestif kalp yetmezliği, kalp kaslarının kanı düzgün şekilde pompalayamadığında ortaya çıkan kronik bir durum. Bu ayrıca, hastalıklı arterlerden, yüksek tansiyondan ve diğer farklı parametrelerden de kaynaklanabilir. Doktorlar; EKG, göğüs röntgeni ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerini kullanarak bu süreci takip eder ve tanılar. Şu an yaklaşık 5 milyon Amerikalı da bu süreci ciddi bir şekilde yaşıyor.

Araştırmacıların Biyomedikal Sinyal İşleme ve Kontrol başlıklı raporunda bu yöntem, “ham EKG sinyalleri üzerinde gelişmiş sinyal işleme ve makine öğrenme araçlarının tekniksel bir kombinasyonu kullanılıyor” şeklinde tanımlanıyor. Bu önemli gelişmenin en etkili ve çığır açacak özelliği ise sadece bir kalp atışını dinleyerek yüzde 100 doğrulukla kişinin kalp yetmezliği olup olmadığını tespit edebilmesi.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir