Bilim Dünyasındaki 5 Yeni Gelişme

7 Ekim 2019

Bilimdeki yeni gelişmeleri her gün yayınlasak bile başlık altlarını dolduracak kadar yeni gelişme yaşanacağından ve bunları her seferinde aynı heyecanla takip etmeye devam edeceğimizden eminiz. Bu kesinlikle çok yararlı bir hız! Bu hız bize; komutları algılayıp uygulayabilen bir e-köpeği, “empati kurmamız” gerektiğini hatırlatan robotları, yazılımla desteklenen küçük ama çok etkili güneş enerjisi panellerini kazandırıyor. Detaylar için sözü bilime bırakmanın tam vakti. Herkese keyifli okumalar!

“Hâlden Anlayan” Robotlar!

Özellikle son zamanlarda insanlar, yapay zekâyı daha gerçeğe yakın görünmeleri ve insani davranmaları üzerine eğitmek için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Humana Pharmacy adlı çağrı merkezindeki Cogito adlı yazılım, bu denkleme ters bir bakış açısıyla yaklaşıyor: Bu kez yapay zekâ, insanları iş hayatında daha merhametli olmaları için eğitiyor.

Şirketin kurucu ortağı ve CEO’su Joshua Feast’e göre Cogito, iş yerinde her gün müşterileriyle birebir iletişim kuranlar için çok faydalı olabilir. Yapay zekâ, günde 30 ila 40 kişiden çağrı alan ve psikolojideki terimiyle “şefkat yorgunluğu”ndan muzdarip olan çalışanlara daha tutarlı davranmaları için yardımcı oluyor. Yazılım, çalışanların ses tonlarını, ses ritimlerini takip ediyor ve analiz sonucunda geri bildirimler veriyor. Örneğin, “Her zamankinden daha hızlı, daha tedirgin veya daha gergin konuşuyorsunuz.” gibi. Aslına bakacak olursak yazılım, çalışanlara her daim empati kurmaları gerektiğini hatırlatıyor diyebiliriz: “Siz müşterinizin yerinde olsaydınız nasıl hissederdiniz?”

Gece Görüşüne Sahip Fareler

İnsanlar olarak alarma geçmemize gerek yok; ancak aramızda tıpkı Spider-Man gibi gece görüşüne sahip fareler dolaşıyor olabilir. Tabii ki bu yetenekleri doğuştan gelmiyor. Bu yeteneğin asıl mimarları, fareleri güvenli bir şekilde laboratuvar ortamında tutan Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları. Ekip, farelerin karanlıkta yakın kızılötesi (near-infrared, NIR) ışınları görebilmeleri üzerine bir çalışma yürüttü ve başarılı sonuç elde etti. Bu başarı, insanlara özel donanımları olmadan astronomi alanında çalışmalar yaparken yardımcı olabilir. İnsanların bir nevi gece görüşüne sahip olmaları kesinlikle bilim adına önemli kapılar açar.

İnsanlar ve diğer memeliler, 400 ila 700 nanometrelik dalga boyları arasındaki ışıkları algılayabilir ya da tespit edebilirler. Yakın kızılötesi ışığı, termal görüntüleme kameraları veya cihazları tarafından algılanabilen daha uzun dalga boylarına sahip; ancak bu cihazlar hem büyük boyutlu hem de oldukça pahalı. Araştırmacılar, nadir topraktan çıkan erbiyum ve iterbiyum elementlerinden yapılan nanopartikülleri farelerin gözüne enjekte ederek bu yeteneği geliştirdiler. Enjeksiyon yaklaşık 10 hafta sürdü ve fareler üzerinde hiçbir yan etki saptanmadı.

Ne dersiniz; yakında bu uygulama, türümüz üzerinde de başarılı olabilir mi?

Daha Verimli Güneş Enerjisi!

Waterloo Üniversitesi’nden araştırmacılar, güneş panellerinin enerji verimliliğini artırmanın bir yolunu buldular. Hem de bu verimlilik artışı bir algoritma ile sağlanacağı için, yeni bir donanıma ve ekipmana ihtiyaç duyulmuyor.

Yeni algoritma, küçük ölçekli güneş panellerinin biraz daha “akıllı” çalışmasına yardımcı oluyor. Araştırmacılar, daha akıllı güneş panellerinin verimli çalışarak güneş çiftlikleri gibi büyük alanlarda kullanılabileceğinisöylüyor. Waterloo Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre bu algoritma, kontrol panellerinde toplanan potansiyel enerjinin boşa harcanmasına sebep olan güneş panellerinin, maksimum güç noktası etrafındaki dalgalanmalarla daha iyi başa çıkabilmesini ve bu enerjiyi verimli kullanabilmesini sağlayacak.

İnsan Beyni vs. Fare Beyni

Nature, Allen Beyin Bilimi Enstitüsü’ndeki araştırmacıların, insan ve fare beyninin çalışma prensiplerindeki farklılıklar üzerine yaptıkları çalışmayı yayımladı. Araştırmacılar, bu farkları ortaya koymak adına çıkardıkları “beyin parça listesi”ni kaynak olarak kullandı.

Birçok modern nörolojik araştırmada, insan beyniyle yapısal benzerlikler taşıdığı için fare beyni esas alınıyor; fakat benzerliklerin yanında nelerin farklı işlediğini bilmekte de bilim adına fayda var. Allen Enstitü Başkanı ve bilim insanı Christof Koch da bu farkların azımsanmayacak kadar fazla olduğunu belirtiyor. Araştırmacı ekip, iki beyni de hücre tiplerini baz alarak kategorize etti. Tüm insanlık adına genel varsayım aslında aynıdır: İnsan beyninin, fare beynine oranla çok daha karmaşık olması. Ancak çalışmanın kıdemli yazarı Ed Lein, en azından hücresel çeşitlilik açısından durumun böyle gözükmediğini söylüyor ve ekliyor: “Bu liste ile birlikte genlerin nasıl kullanıldığını, hücre tiplerinin nasıl göründüğünü ve beyindeki farklı hücre tiplerinin oran farklılıklarını görebiliyoruz.”

Karşınızda e-köpek Astro!

Florida Atlantic Üniversitesi’ndeki (FAU) araştırmacılara göre, bir e-köpeğe komutlar aracılığıyla yeni numaralar öğretebilirsiniz. Bu dijital dostumuzun, yani e-köpeğimizin adı ise Astro. Ekip, Astro’yu “dört bacaklı, görebilen ve işitebilen bir akıllı robot köpek” olarak tanıtıyor.

Aslında Astro’nun “otur, kalk, koş” gibi komutları uygulaması dışında çok daha büyük görevleri olacak gibi görünüyor. FAU’dan yapılan açıklamaya göre e-köpeğimiz aynı zamanda polise ve çeşitli güvenlik personellerine yardım edebilir. Kafa ve boyun kısmı 3D üretim ile tasarlanmış Astro için düşünülen diğer görevler de aynı şekilde çok değerli. Örneğin, görme engelli kişilere hizmet ederek onların hayatlarını kolaylaştırmak, hatta arama kurtarma görevlerinde ilk müdahaleyi gerçekleştirmek. Astro; radar görüntüleme yetenekleri, kameralar ve bir mikrofon ile donatılan, insan beynine benzer sinir ağlarıyla modellenmiş bir işlemciye sahip. Kendisi diğer canlı köpek dostları gibi hem sözel komutlara hem de el işaretlerine de cevap verebiliyor.Herkes evinde bir Astro ister galiba, haksız mıyız?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir