Bilim Dünyasındaki 5 Yeni Gelişme

15 Mayıs 2019

İnsanı şaşırtan, kendine hayran bırakan, zaman zaman da ürküten bilimsel gelişmeler elbette hafta boyunca hızını kesmeden devam etti. Bize de haftanın en heyecan verici ve merak uyandırıcı bilimsel gelişmelerini, sizler için derlemek kaldı. Keyifli okumalar!

Basılan İlk Üç Boyutlu Kalp

Tel Aviv Üniversitesindeki araştırmacılar, bir “insan” hastadan aldıkları hücreleri ve diğer biyolojik materyalleri temel alarak ilk defa üç boyutlu bir kalp bastılar. Evet, bastılar.

Hastadan yağlı bir doku örneği alan doktorlar, bu dokuya ait hücresel parçaları, kolajen ve glikoprotein gibi yapı materyalleri içeren aselüler parçalardan ayırdı. Hücresel kısımları, vücuttaki herhangi bir hücreye dönüşebilecek farklılaşmamış pluripotent kök hücreler olacak şekilde yeniden programladılar. Bu aselüler maddeleri ise, esasen üç boyutlu baskı işleminde “mürekkep” olarak kullanılan “kişiye özel hidrojel”e dönüştürdüler. Bu “basılı” ve “canlı” kalp böylece ortaya çıkmış oldu.

Katmanlı imalat yöntemiyle böylesine kritik bir organ oluşturmak, akla gelmeyecek kadar değerli avantajlar sağlayabilir. Hastanın kendi biyolojik materyallerinden üretilen yeni kalbi vücudun reddetme riskinin de ortadan kalkacağını düşünsenize? Ya da artık kalp nakli bekleyen hastaların uygun kalbi bulmak için beklemeyeceğini?

Bilim insanlarının ürettiği bu basılı kalp şimdilik yalnızca bir tavşan kalbi büyüklüğünde olsa da, bilim dünyası için ileriye dönük kocaman bir adım olarak görülüyor.

Dünyayı Dolaşan Bir Seyyah: Dijital Mikroskop

Connecticut ve Memphis Üniversitesi’nden araştırmacılar, katmanlı imalat yöntemi ile üretilmiş, düşük maliyetli, yüksek çözünürlüklü, hemen hemen her yerde kullanılabilecek “küçük ve sağlam” bir mikroskop tasarladılar.

Cihaz, yüksek hassasiyetli üç boyutlu görüntüler elde etmek için dijital holografik mikroskobiden yararlanıyor. Ayrıca, Connecticut Üniversitesinden araştırmacı Bahram Javidi’ye göre, üç boyutlu basılmış parçalarla ve “yaygın olarak bulunan optik bileşenlerle” üretildiği için maliyeti düşük ve çoğaltılması kolay.

Ne dersiniz? Bu mikroskop, uzak coğrafyalardaki sağlık profesyonellerinin, bölgelerindeki hastalıkları teşhisini hızlandırarak diyabet, sıtma ve orak hücre hastalığı gibi hastalıkları tanılamalarına yardımcı olur mu?

Sev, Sarıl, Programla: King Louie

İşinin ehli mühendislerin, eğilip nazikçe sarılabileceğimiz sevgi dolu bir robot geliştirdiklerini söylesek? Evet, yanlış okumadınız. Brigham Young Üniversitesi’ndeki makine mühendisleri tarafından tasarlanan ve Disney’in “6 Süper Kahraman” filminin Baymax karakterinden esinlenen King Louie ile tanışın!

“Bisiklet lastiğine benzer” bir iç kısma sahip olan kumaştan üretilen King Louie şişirilebiliyor, havası indirilebiliyor; dolayısıyla bu da az yer kaplaması anlamına geliyor. BYU araştırması, üniversitenin de belirttiği gibi “dar alanlara sığabilecek mühendislik çözümlerine ihtiyaç duyduğunu” belirten NASA’dan fon alan King Louie, tam da bu nedenle uzay yolculuğu da düşünülerek tasarlandı.

Bağışıklık Sistemi Kansere Karşı!

Haberler güzel! Philadelphia’da bulunan yükseköğrenim enstitüsü Jefferson Health’deki araştırmacılar, kalın bağırsak kanserine karşı yeni bir aşının test edildiği bir klinik araştırmanın birinci aşamasında “olumlu sonuçlar” elde ettiklerini bildirdi.

Araştırmacılar tarafından bulunan bu yeni aşı, hastalığı tanımak ve kökten kazımak için bağışıklık sistemini çalıştırmak isteyen yeni bir immünoterapi dalgasının bir parçası. Jefferson Health’de yapılan denemelerde aşı, bağışıklık sistemini GUCY2C olarak adlandırılan kalın bağırsak kanseriyle ilişkili belirli bir moleküle karşı harekete geçiriyor. 1. veya 2. kolon kanseri olan 10 hastada umut vadeden ilk sonuçlardan sonra, araştırmacılar aşının etkinliğini arttırma umuduyla, 2. aşamaya da hazırlanıyorlar.

Beyin Kayıtlarından Üretilen Yapay Konuşma

San Francisco, California Üniversitesindeki nörologlar, beyin aktivitesini bir bilgisayardaki “sanal ses aygıtına” bağlayarak “yapay konuşma” yaratmanın bir yolunu buldu.

UCSF’ye göre araştırmacılar, bu sesleri üretmek üzere gereken ses yolu hareketlerini tersine çevirmek için dilsel ilkeleri kullandılar: Dudakları bir araya getirmek, oradaki ses tellerini sıkmak, dilin ucunu ağzın çatısına kaydırmak, sonra gevşetmek vb. Edward Chang’in laboratuvarında geliştirilen bu yeni sistem “akıcı” bir iletişim oluşturabiliyor ve “insan sesinin müzikalitesini” koruyabiliyor.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir