8 Mart 2021: Daha Sağlam Adımlarla Daha Güçlü Bir Geleceğe Doğru

8 Mart 2021

Yaklaşık bir yıldır yaşamakta olduğumuz pandeminin etkileri devam ederken hepimiz adaptasyon yeteneğinin, esnekliğin ve teknolojiye yatkınlığın ne kadar değerli olduğunu yakından tecrübe ettik. Aynı şekilde gördük ki pandemi yaşanan eşitsizlikleri daha derin hale getiriyor.  

GE olarak; iş yerlerimizde çeşitlilik ilkesini en iyi şekilde sağlama ve kadın çalışanlarımızın gelişimini destekleme konularında taahhütlerimiz var. İnanıyoruz ki sürdürülebilir bir gelişim, ancak toplumu eşit şekilde güçlendirdikçe mümkün olabilir.  

Pandemi döneminde yaşanan eşitsizlik, özellikle dijitale erişimde kendini gösteriyor. Bugün dünya genelinde erkeklerin kadınlara göre çevrimiçi olma imkânı %21 daha fazla. Bu rakam dünyanın az gelişmiş ülkelerinde %52’yi buluyor.; çünkü hem kadınların teknolojiye erişiminde sorunlar var hem de evdeki sorumluluklar ve bakım işlerinin büyük kısmı hâlen kadınların üzerinde. Toplam nüfusta erkekler bir yılda evle ilgili işlere 400 milyar saatten az vakit ayırırken; kadınlar evdeki sorumluluklarıyla 1,1 trilyon saatten fazla ilgilenmek zorunda. Bu yüzden kadınlar, pandemiyle şekillenen çalışma düzenin aksine, iş dünyasında daha az esnek ve daha az mobil konuma sahip. 

Dijital dönüşümle beraber, dünyada 160 milyon çalışan kadının 2030 yılına kadar yeni yetenekler edinip iş değiştirmek durumunda kalacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle kadınların yeni teknolojik beceriler edinmesi ve dijital hayatın içinde daha çok yer alması hayati önem taşıyor. Yeni iş dünyasına uyum sağlamak için daha yetenekli, mobil ve teknolojiye daha yatkın olmamız gerekecek.

Şöyle düşünelim: Eğer dijital sistemler, toplumdaki ön yargıları içinde barındırır ve öğrenen teknolojiler bunlar üzerine gelişmeye devam ederse, büyük cinsiyet uçurumlarını dijital dünyada da yaşayabiliriz. Örneğin; iş görüşmesine kimin çağrılacağını, kimin terfi veya zam alacağını belirleyebilen yapay zekâ sistemlerinde, algoritmalarda ve otomasyon gibi karar mekanizmalarında yine eşitsizliklerle karşılaşabiliriz. Bunun yaşanmaması için hepimiz üzerine düşeni yapmalı, özellikle dijital dünyada kadınların daha iyi yer alabilmesi için çalışmalıyız.

Neden böyle bir güçlenmeye ihtiyacı duyduğumuzu daha iyi anlamak için güncel verilere göz atabiliriz. Küresel ölçekte kadınlar, STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) bölümü mezunlarının %36’sını oluşturuyor, ancak STEM çalışanlarının sadece %25’i kadın ve bu alanda karar alma pozisyonunda olan kadınların oranı sadece %9. Türkiye’de bugün teknolojik alanlarda kadın çalışanların oranı %10’dan bile az. Yani %90 oranında erkek çalışanların var olduğu bir duruma dikkat çekiyorum. 

Türkiye gelişme ve büyüme hedefiyle geleceğe odaklanmış durumda. Genç ve dinamik nüfusumuzun yarısı kadın ve kadının güçlenmesi, ekonomik ve sosyal olarak gelişmemize doğrudan hizmet edecek. Çarpan etkisiyle büyüme getirecek. Sadece teknoloji değil, sektörlerden bağımsız olarak kadın istihdamının yüzde 1 büyümesi, gayri safi milli hasılayı 80 milyar dolar artırıyor. Dijitalleşen iş gücünde daha fazla kadın çalışanın yer aldığı Türkiye, potansiyelini daha güçlü kullanacak, iki ayağıyla daha sağlam adımlar atacak. 

Tüm bu noktalardan hareketle; biz de GE Türkiye olarak son 5 yılda önemli üniversiteler ve saygın kuruluşlarla iş birlikleri yaparak 8 binden fazla kız öğrencimizin hayatına dokunduk ve kodlama destekli STEM girişimleri, erken kariyer eğitimleri ve mentorluk gibi farklı programlarla onları destekledik. 

Gelişen ve büyüyen ülkemizde, kadın ve erkeğin eşit katılımıyla sağlanacak daha güçlü bir geleceğe doğru, sarsılmaz bir inançla çalışmaya devam edelim. Kariyer yolculuğunuzu dijitalleşen dünyayla uyum içinde geliştireceğinize yürekten inanıyor ve hepinizin 8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü’nü kutluyorum. 

Canan M. Özsoy

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir