2018’de Ekonomik Büyüme İçin Kadın İş Gücü – I

5 Mart 2018

Kadın iş gücünün artması, ülkelerin ekonomik büyümelerine olumlu yansıyor. Oysa Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu 2017 verilerine göre cinsiyet eşitsizliği uçurumu artıyor. Çeşitli rapor ve araştırmalara göre kadınların çalışma hayatındaki durumuna ilişkin son tabloyu değerlendirdik.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, son yıllarda ülkelerin gelişmişlik ve kalkınma alanlarındaki önceliklerinden biri olmaya başladı. Birçok uluslararası gelişmişlik raporu ve endeksi, kadın-erkek eşitliğini temel kriter olarak alırken, küresel alanda toplumsal cinsiyet eşitliği konusu ciddi bir ivme kazandı. Dünya Bankası’nın geçmiş dönem Başkanı Robert Zoellick, 2012 yılında görevinden ayrılırken, “Çin ve Hindistan’dan sonra ekonominin yükselen gücü, kadınlar olacak” demişti. Dünyanın pek çok ülkesinde kadınların ekonomik hayata katılımı artarken, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) “Tek Bakışta Devlet 2017” raporuna göre Türkiye, yüzde 33.8’lik kadın iş gücü katılım oranıyla OECD’ye üye ülkelerin genel ortalamasında sonuncu sırada yer aldı.

Cinsiyet Eşitliği Sağlanırsa

Türkiye’de çalışma yaşındaki 30 milyon kadından sadece 10,5 milyonu iş gücüne katılıyor. Kadın iş gücü katılım oranının OECD’ye üye ülkelerin genel ortalaması olan yüzde 63 seviyesine ulaşması için Türkiye’de 8,5 milyon kadının daha iş gücüne dâhil edilmesi gerekiyor. McKinsey’in 2016 yılı Women Matter Raporu’na göre kadınların iş gücüne katılımının artması ile 2025’te küresel ekonomide 12-28 trilyon dolar seviyelerinde bir büyüme gerçekleştirilebilir. Türkiye kadın iş gücü katılım oranını güçlü, istikrarlı ve odaklı politikalarla yüzde 30’lardan OECD ortalaması olan yüzde 63’e yükselttiğinde, GSYİH’sini 2025 yılında yüzde 20 oranında artırma potansiyeline sahip. Böylelikle GSYİH, baz senaryoda beklenenden 200-250 milyar dolar daha fazla olabilecek.

Cinsiyet eşitliğinin sağlanması için dünya çapında karar vericilerin, siyasi aktörlerin, işverenlerin, sivil toplum örgütlerinin, medyanın ve toplumun kadın istihdamını artırmak için gerekli eylemleri gerçekleştirmeleri yolunda harekete geçmesi gerekiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl hazırladığı Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nun 2017 verilerine göre cinsiyet eşitsizliği uçurumunun kapanması beklenirken, aksine bu makas açılıyor. 144 ülkenin verilerinin dâhil edildiği rapor, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini sağlık, eğitim, ekonomi ve siyaset olmak üzere dört kategoride inceliyor. Kadın ve erkekler arasındaki eşitsizlik, sağlık ve eğitime erişim kategorilerinde iyiye gidiyor olsa da ekonomiye ve siyasete katılımda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizlik oranının yüksek olduğu görülüyor. Raporda Türkiye, genel ortalamada 144 ülke arasında 131. sırada yer alıyor.

Adaletsiz Dağılım

Çalışan kadınların toplamda yüzde 7,2’si yarı zamanlı çalışıyor, bu oran en düşük gelir grubunda yüzde 15,9’a kadar çıkıyor. Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 1’i ek iş baktıklarını söylerken, özellikle düşük gelir gruplarında bu oran yükseliyor. Ek iş arayan kadınların yüzde 40’ı en düşük aylık gelir elde eden grupta yer alıyor.

Kadınlar İş Başında - Kadın Mühendis

Kadınların eğitime erişimindeki sıkıntıları, iş gücüne katılım aşamasında belirleyici oluyor. İlköğretim düzeyinde eğitim almış kadınların istihdama katılımı düşükken, eğitim seviyesi yükseldikçe kadınların iş gücüne daha fazla katıldıkları görülüyor. TÜİK’in her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yayınladığı “İstatistiklerle Kadın” verilerine göre 2016 yılında lise mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 32,7, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 40,8 iken, yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 71,6 oldu. Ancak, üniversite mezunu genç kadınlarda da istihdama katılmak konusunda kararsızlıklar gözlemleniyor. Bu noktada gençleri iş gücüne çekebilmek önemli… Mevcut ücret eşitsizlikleri, sosyal güvencedeki sorunlar ve kayıt dışı istihdamın yaygınlığı, genç kadınlar için caydırıcı sebepler olarak karşımıza çıkıyor. Diğer taraftan, ülkemizde eğitim ve istihdam bağlantısı halen çok güçlü değil. Mesleki eğitim ve iş piyasasını birbirine sağlam bir şekilde bağlayan mekanizmalar oluşturulmadıkça kadın istihdamını büyük ölçülerde artırmak zorluğunu koruyacak.

Temel Sorunlar

Kadınların iş gücüne katılmalarının önündeki engeller çok çeşitli. En temelde kültürel engeller olarak tanımladığımız toplumsal cinsiyet rollerine dayalı engeller var. Erkeğin ev geçiminden, kadının ise ev içi emekten sorumlu olduğu varsayılan bir düzende, kadının evden çıkıp iş yaşamına katılması zorlaşıyor. Ev ve iş yaşamını uzlaştırmaya yönelik politikalar daha da önem kazanıyor. İş yaşamı ve evdeki bakım sorumluluklarını bir arada yüklenen kadınlar, hem zaman hem emek açısından eşit olmayan bir durumda kalıyor. Çocuk bakım hizmetlerinin olmaması ve çocuk bakım sorumluluğunun kadınlar tarafından üstlenilmesini gerektiren toplumsal yapı gereği, kadın çocuk sahibi olduktan sonra iş gücünden çekilmek zorunda kalıyor. İşyerinde görünmez cinsiyetçi engeller, bazı görev ve pozisyonların sadece erkeklere verilmesi, terfide yaşanan eşitsizlik, iş yaşamında ayrımcılığa dayalı sorunlar da kadınların iş gücü piyasasın dışına itilmesine neden oluyor.

Kadın-Erkek Eşitliğinde Son Durum

Kadınların iş gücüne katılamamasındaki en önemli nedenlerin ev işleri, çocuk, yaşlı ve hasta bakımından kaynaklanan yükümlülükler olduğu gözlemleniyor. Karşılığı ödenmeyen bu çalışmanın toplam çalışma zamanına oranı Dünya Ekonomik Forumu’nun raporuna göre 2016 ve 2017’de aynı, ancak bu görevler kadınların günlük zamanının yüzde 75’ini, erkeklerin zamanının yüzde 24’ünü alıyor.

Raporda kadınlar ve erkekler arasındaki ücret eşitsizliği, geliştirilmesi gereken bir diğer sorun alanı olarak karşımıza çıkıyor. Kadınların ücreti, erkeklerin ücretinin yüzde 59’u kadar ve hiçbir hamle yapılmadığı takdirde kadınlarla erkeklerin eşit ücrete sahip olmaları ancak 217 yıl sonra mümkün olacak. Üst düzey yöneticilerin oranına baktığımızda ise kadın oranının yüzde 15’te kaldığı görülüyor. Uzman mesleklerde ve teknik elemanlar arasında kadınların oranı ise yüzde 39.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmanın getireceği ekonomik fırsatların farkında olan GE,  2020 yılına kadar mühendislik, dijital ve ürün yönetimi gibi teknik rollerde 20 bin kadın çalışana ulaşmayı, kadınlar ve erkekler açısından 50:50 temsil oranına ulaşmayı planlıyor. Bu hedefe ulaştığı takdirde GE, dünya için önemli bir örnek olacak.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir