2015 Nobel Kimya Ödülü

12 Ekim 2015

2015 Nobel Kimya Ödülü, hücrelerin DNA onarım süreçlerinin mekanik birer haritasını çıkaran Tomas Lindahl, Paul Modrich ve Aziz Sancar’a verildi. Üç bilim insanının birbirlerinden bağımsız olarak gerçekleştirdikleri çalışmalar, canlı bir hücrenin nasıl çalıştığı, kalıtsal hastalıkların moleküler sebepleri, kanser ve yaşlanmanın arkasındaki mekanizmalar gibi birçok konudaki bilgimizin derinleşmesini sağladı. Mardin doğumlu ve çalışmalarına Kuzey Carolina Üniversitesi’nde devam eden Aziz Sancar, bu gururu ülkemize ikinci kere yaşattı. Bu üç bilim adamının çalışmaları, kanser ilaçlarından genetik hastalıkların tedavisine kadar birçok alana önemli katkılar sağladı ve sağlayacak.

Ödüle Layık Görülen Çalışmalar

1970’lerde, DNA’nın moleküler yapısının son derece kararlı ve değişmez olduğu düşünülüyordu. Bugün Nobel alan üç bilim insanının yaptığı keşifler ile, bu kabul bugün dünyanın tepsi şeklinde olduğunu düşünmeye benziyor.

Ekran Resmi 2015-10-12 11.50.40

Tomas Lindahl ilk olarak DNA’nın her gün her saniye, hatta dünyadaki yaşamın devam etmesine izin vermeyecek bir hızda bozulduğunu keşfetti. Peki hayat nasıl devam ediyordu? Lindahl, hücrelerde aynı zamanda DNA’yı tamir eden moleküler sistemler olması gerektiğini düşündü ve DNA’mızın çöküşüne karşı çalışan baz eksizyon onarımı isimli bir yapı keşfetti.

Paul Modrich ise çalışmalarını hücre bölünmesi sırasında DNA’nın kopyalanması süreci üzerinde yoğunlaştırdı ve DNA’yı tamir eden uyumsuzluk onarımı denen başka bir mekanizma keşfetti. Bu mekanizma, hücre bölünmesi sırasında kopyalanan DNA’nın bu süreçte gördüğü zararı onarıyor.

Aziz Sancar ise, UV ışınlarının DNA’ya verdiği zararın hücreler tarafından nasıl onarıldığını inceleyen çalışmasıyla ödüle layık görüldü. Sancar, hücrelerin UV’nin DNA’ya verdiği hasarı onarmak için kullandığı nükleotid eksizyon onarımı mekanizmasını keşfetti ve haritaladı.

Profesör Aziz Sancar

sancar-aziz-952-2015-10

Aziz Sancar’ın DNA alanındaki çalışmalara yaptığı katkının yanında, Mardin’den Amerika Chapel Hill’e uzanan hikayesi de çoğumuzu etkiledi. 1946’da Mardin’de çiftçilik yapan 10 çocuklu bir aileye doğan Sancar tam anlamıyla azim ve çalışmanın neleri mümkün kılabileceğinin canlı örneği. Sancar yaptığı röportajlarda, anne ve babasının okuma yazma bilmediğini ancak özellikle annesinin kendisi ve kardeşlerinin eğitimine son derece önem verdiğini anlatıyor. Sonrasında okullarını hep birincilikle bitiren Sancar, TÜBİTAK bursu ile yurt dışında okuma imkanını elde ediyor. Sancar katıldığı programlarda ve üniversitesi Kuzey Carolina’da adına düzenlenen törende yaptığı konuşmada da eğitimin öneminin altını çiziyor. Orhan Pamuk’un edebiyat alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü’nden sonra bu gururu ülkemize ikinci kere yaşatan Prof. Aziz Sancar’ı GE Türkiye olarak tebrik ediyoruz.

DNA ve Kanser Tedavisi

Sancar ve ödülü paylaştığı Lindahl ve Modrich’in çalışmaları, hücrelerde gerçekleşen DNA onarım süreçleri konusundaki bilgi birikimine büyük katkı yaptı. Bu üç ayrı bilim insanının çalışmalarının kanser tedavisine olan olası etkisi çok büyük. Kanser ilaçları, kanserli hücrelerdeki bozulan DNA’yı tamir eder. Fakat, hücrenin kendi DNA tamir mekanizmaları bazen ilaçlara karşı direnç gösterir ve ilaç başarısız olur. Hücre onarım süreçlerinin nasıl işlediği konusunda Sancar, Lindahl ve Modrich’in çalışmaları sayesinde daha iyi kanser ilaçlarının geliştirilmesi mümkün olacak.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir