2000’de Doğan Biri İçin Ne Kadar Kaynak Kaldı? (Infografik)

9 Ekim 2015

Sizi Hande’yle tanıştırmak isteriz. Hande, 15 yaşında. Şu anda 8. sınıfa gidiyor. Yaşıtları gibi akıllı telefonuna çok düşkün. Telefonuyla ilgilenmediği zamanlarda tabletinde ya da bilgisayarında vakit geçiriyor. Her gün 10 saat elektronik cihazlarıyla, bu 10 saatin 4 saatiniyse internette geçiriyor. Elektronik cihazlarını her gün en az 1 kere, telefonunuysa 3 kereye kadar şarj ediyor.

Hande akşamları odasındaki televizyonda sevdiği dizileri izliyor. Televizyonu günde yaklaşık 5 saat açık kalıyor. Uykusu geldiğinde televizyonunu kumandadaki stand by tuşundan kapatıyor. Bazı gecelerse televizyonu kapatmadan uykuya dalıyor; televizyon otomatik olarak kendini kapatana kadar uykusuna eşlik ediyor.

Çoğu ulaşımını okul servisi ve ailesinin arabası gerçekleştiriyor. Hafta sonları arkadaşlarıyla buluşmayaysa taksiyle gitmeyi tercih ediyor.

Yazları çok daha uzun süreleri, bazen tüm gece sabah erken saatlere kadar bilgisayarın ya da televizyonun başında geçiriyor, uzun saatler botunca odasındaki ya da salondaki klimayı çalıştırıyor. Böyle günlerde bazen mutfağa gidip buzdolabını açıyor ve dakikalarca ne içmek istediğine karar vermek için dolabın önünde vakit geçiriyor.

Yeni Bir Milenyum ve Yepyeni Alışkanlıklar

Hande, 2000’de doğdu. O doğduğunda internet ve akıllı telefonlar çoktan hayatımıza nifuz etmişti. Dünya çapında artan alım gücüyle sadece telefon değil, birçok elektronik cihaz, envai çeşit elektrikli ev eşyası, bazı ailelerinse 2 adet arabaya sahip olması olağandı. Gençlerin çoğu çok daha erken yaşlarda akıllı telefonlara, kişisel televizyonlarına sahip oluyordu. Ev başına televizyon sayısı bazı evlerde 3’e varıyordu. İnsanların ekranlar başında geçirdiği vakit haftada 30 saati buluyordu.

Dünyadaki Kaynaklar Hızla Tükeniyor

Buraya kadar her şey normal görünüyor. Fakat, bu hayat tarzını devam ettirdiğimiz durumda işler çok parlak görünmüyor. Hande gibi henüz 15 yaşına yeni girmiş biri, daha 40 yaşına gelmeden petrol, doğal gaz ve uranyum kaynakları çoktan tükenmiş olacak. Bundan 5 yıl sonra da dünyada artık kömür kalmamış olacak. Endüstriyel metaller içinse durum daha da vahim.

 

Durum Ciddi ama Umutsuz Değil!

Önce kendi alışkanlıklarımızdan başlamak üzere yapabileceğimiz çok şey var. Kişisel enerji tüketimimizi düşürmek için küçük değişiklikler büyük farklar yaratıyor. Evimizdeki ampulleri enerji tasarruflularla değiştirmek, beyaz eşyalarda A sınıfı enerji tüketimine sahip olanları tercih etmek, televizyonları stand by’da bırakmak yerine tamamen kapatmak, buzdolabının kapağını mümkün olduğunca az açık tutmak, mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarını kullanmak bunlardan sadece bazıları.

Kişisel enerji tüketiminin dışında, enerji üretimi için kullandığımız kaynaklar arasında yenilenebilir olanların oranını artırmak en büyük farkı yaratacak. 1990’lardan beri düşmeye devam eden maaliyetleri dünya çapında rüzgar, güneş, hidroelektrik gibi enerji kaynaklarına olan yatırımları ve talebi artırması insanlık için olumlu bir gelişme. Ancak girişimler hâlâ hedeflerin gerisinde.

Yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliği ve enerji tasarrufu… İnsanlığın dünyadaki ömrünü uzatmak için anahtar kelimeler bunlar. Hepimizin hem bireysel hem de toplumsal olarak yapabileceğimiz çok şey var. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı konusunda güçlü bir kamuoyu oluşturmalı, enerji tüketimimiz konusunda ise tasarrufu elden bırakmamalıyız. Uzak galaksilerde benzerleri keşfedilse de, dünya hâlâ tek evimiz ve ona ihtiyacımız var.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir